Walt Disney’in Sistemini Aldım, Kendi Tabloma Uyarladım

Masaüstümde bir Notion tablosu var.

İçinde yedi tane fikir duruyor. Tarayıcı eklentileri, dijital ürün paketleri, içerik otomasyonları, WordPress tema seçenekleri…

Hepsini yapmak istiyorum. Hepsinin zamanı var, hepsinin mantığı var.

Ama hepsini yaparsam hiçbirini bitiremem. Bunu da biliyorum.


Bir süre önce bu sorunu çözmek için Walt Disney’in kullandığı bir yönteme denk geldim.

Disney Yaratıcılık Stratejisi.

Basit ama acımasız.

Her fikri üç farklı zihinle değerlendiriyorsun. Aynı anda değil, sırayla.


Birinci zihin: The Dreamer (Hayalperest)

Hiçbir kısıtlama yok.

“Keşke böyle bir araç olsaydı.” “Bunu otomatize etsem saatler kazanırdım.” “Bu problemi çözen yok, ben çözebilirim.”

Bu aşamada eleştiri yasak. Sadece hayal kuruyorsun. Ne kadar büyük, ne kadar çılgın olursa o kadar iyi.

İkinci zihin: The Realist (Gerçekçi)

Bu aşamada tek soru var: Peki bu nasıl olacak?

Hangi teknolojiyi kullanacaksın? Ne kadar zaman ayırabilirsin? Adımlar neler? Hayali somut bir plana dökme zamanı.

Üçüncü zihin: The Critic (Eleştirmen)

En sert soru burada geliyor: Neden olmaz, bu proje neden tutmaz?

Güvenlik açığı var mı? Kullanıcı neden bunu kullansın? Fikirdeki boşlukları bul. Öldür ya da güçlendir.


Disney’in sisteminde üç kolon var. Ben bir tane daha ekledim: Archived. Bir de kendi filtrem var.

Nakit Akışı Filtresi.

Solo çalışan biri olarak arkamda yatırımcı yok, büyük bir kasa yok. O yüzden her fikir bu üç filtreden geçiyor:

  • Dreamer aşamasında: Hayal kur, ama kasadan para çıkmadan.
  • Realist aşamasında: Bu hamle 30 gün içinde kasama para koyacak mı? Hayırsa beklemeye al.
  • Critic aşamasında: Nakit akışı etkisini hesapla. Kasayı eritecekse şimdi değil.

Pratikte nasıl görünüyor?

Tablomun The Realist kolonunda şu an dört proje var.

Dreamer aşamasından geçtiler, planları kuruldu, şimdi hayata geçirme aşamasındalar. Gerçek bir problemi çözüyorlar.

The Dreamer kolonunda yedi fikir bekliyor. Bunların bir kısmı belki de hiç Realist’e geçmeyecek. Ve bu iyi bir şey.

Tamamlanan projeler ise archived kolonuna gidiyor.


Bu sistemin bana öğrettiği en önemli şey şu:

Bir projeyi Archived’a taşıdığımda zihnimde bir şey gevşiyor.

Tamamlandı. Orada duruyor. Artık kafamın bir köşesini işgal etmiyor.

Solo çalışanlar bunu bilir. Bitirmediğin her şey arka planda çalışmaya devam eder. Archived kolonu o sekmeyi kapatmak gibi.

Archived kolonuna baktığımda üç proje var. Bunlar tamamlandı. Hayalden gerçeğe geçtiler, hayata geçtiler ve şimdi orada duruyorlar.


Solo çalışmanın en büyük tehlikesi sonsuz esneklik.

Kimse sana hayır demez. Kimse seni durdurmaz. Her sabah her şeyi yapabilirmiş gibi hissedersin.

Disney stratejisi tam bu yüzden işe yarıyor. Kendi kendinin Hayalperesti, Gerçekçisi ve Eleştirmeni oluyorsun.

Aynı anda değil. Sırayla.

Ve The Critic kolonu boşken bile ( ki benimki şuan boş ) bu bir başarısızlık değil.

Hiçbir fikir henüz o süzgeci geçemedi demek.

Bu benim sistemim. Yıllarca ne yapacağımı bilemeden, her fikre eşit enerji harcayarak yoruldum. Bu tablo o yorgunluğu biraz hafifletti.

Senin işene de yarar mı? Bilmiyorum. Ama belki bir köşesi dokunur.

Sevgiler.

Photo by Clyde He on Unsplash

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir