Tema Seçerken Neden Hep Yanılıyorsun?

Saat gece yarısını geçti. Sen hala Themeforest’tasın.

Açık sekmelerde beş tema demosu duruyor. Hepsinde “en çok satan” rozeti var. Bir tanesinin 150 farklı demosu var. Restoran, emlak ofisi, avukatlık bürosu, düğün fotoğrafçısı. Sürükle-bırak sayfa düzenleyici. Sınırsız özelleştirme. 60 dolar.

İçinden geçen cümleyi tahmin edebiliyorum. “Bunu alırsam bir daha tema derdim olmaz.”

Bu düşünceyi anlıyorum. Tek temayla her ihtimale hazır olmak mantıklı görünüyor. Bugün blog, yarın belki mağaza. Hepsi tek pakette.

Aldın. Kurdun. Demo içeriğini içe aktardın.

Ve siten şu an eskisinden daha kötü durumda.

2007’den beri WordPress uzmanıyım. İşimin bir kısmı yavaş siteleri hızlandırmak. Bir tiyatro topluluğunun sitesinde satılan hiçbir şey yoktu ama WooCommerce aktifti. Kimsenin açmadığı sepet her sayfada yükleniyordu.

Tek bir eklenti bile bunu yapıyorsa, her şeyi yapan bir temanın neler taşıdığını sen düşün.


150 demosu olan tema herkese satılmak için yapılmış. Restorancıya da, avukata da, sana da.

Herkes için yapılan şey, kimse için yapılmamıştır.

O temanın özelliklerinden kaçını kullanıyorsun? Gerçekten say. Mega menü? Yok. Portfolyo? Belki. Rezervasyon modülü? Asla.

Ama o özelliklerin kodu sitende duruyor. Ziyaretçin rezervasyon modülünü hiç görmüyor, ama tarayıcısı onun dosyalarını indiriyor. Her sayfada, her seferinde.

Sen “her şeyi yapan tema” aldığını sanıyorsun. Aslında her şeyi yükleyen tema aldın.


Sen bir medya şirketi değilsin.

Anasayfanda dönen o üç slaytlık animasyon var ya. Kimse onu izlemiyor. Kendi davranışına bir bak. En son hangi sitede slider’ın ikinci slaytını bekledin?

Ziyaretçin senin sitene bir derdi olduğu için geliyor. Çözümü bulursa kalıyor. Bulamazsa gidiyor.


Tema değiştirmek sana çalışmak gibi geliyor. Değil. Saatlerce demo geziyorsun, günün sonunda “site için uğraştım” diyorsun. Ama siten için tek kelime yazmıyorsun.

Tema arıyorsun çünkü söyleyecek sözün yok. Güzel tasarım bunu saklar sanıyorsun.

Saklamaz.

Önce Yaz, Sonra Tema

Bu döngünün bir çıkışı var ve tema mağazasından geçmiyor.

Önce şu soruya tek cümleyle cevap ver. Bu site kime ne söylüyor?

Cevabın yoksa temayı bırak, önce o cümleyi bul. Cevabın varsa gerisi basitleşiyor.

Sana sade bir yapı yeter. Net bir başlık ve derdini anlatan birkaç sayfa. WordPress’in kendi varsayılan temaları bile bunun için fazlasıyla yeterli.

“Ama ileride şu özellik lazım olursa?” O gün geldiğinde eklersin. İhtiyacın olmayan özelliği bugünden satın alıp her sayfada taşımak, günübirlik yürüyüşe kamp çantasıyla çıkmaya benziyor. “Belki lazım olur” dediğin her şey yol boyunca sırtında.

Bu sana bir yerden tanıdık geliyorsa, tek tıklık araçlar hakkında yazdıklarımı hatırla.

Bu hafta temanı incele. Özellik listesini aç ve say. Kaçını gerçekten kullanıyorsun?

Gece yarısı kendini yine Themeforest’ta bulursan, sekmeyi kapat. Yazı editörünü aç. Bir cümle yaz.

O bir cümle, 60 dolarlık temadan daha çok iş görecek.

Siten şişkin bir temanın altında yavaşlamışsa ve neyin yüklendiğini tek başına çözemiyorsan, bu temizliği müşterilerim için ben yapıyorum. Wolinka‘ya göz atabilirsin.

Sevgiler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir